30 Ekim 2015 Cuma

Algı Yönetimi Nedir?

Algı Manipülasyonu Hakkında

 
          Bir laf vardır. Olay tek ama rivayet muhtelif olur. Algı yönetimini de bu şekilde açıklayabiliriz. Ortadaki mevcut olayın hangi bakış açısıyla sunularak, insanların o yönüyle bakmasını sağlamaya çalışmaya algı yönetimi deniliyor. İşin ilginci o ki her iki bakış açısının da kendi ikna edici açıklamaları olabiliyor. Hatta fasulyeden sebeplerle insanlar futbol takımı tutar gibi ayrıştırılabiliyor bu şekilde. Hatta aidiyet duygusu istismar edilerek, özellikle gençler ve kendini yönlendirecek daha faydalı bir seçenek aramayı düşünemeyen insanlar bir şekilde kutuplaştırılabiliyor.
 
          Yine bir örnekten gitmek için fasulyeden sebepler dedik, çünkü örneği de fasulyeden vermeyi düşünmüştük. Geçmiş zamanda piyasada satılan mizah dergilerinden birinde bir karikatür vardı ve duvara yazı yazan gencin cümlesi şuydu:
 
"Kahrolsun kuru fasulyenin pilav üzerindeki faşist baskısı ve yerli işbirlikçisi aşçılar."


Pilav üstü kuru fasulye

          Görselle de destekleyince, bu anlatımı bu şekilde ifade etmek ve bu yönde bir genel algı oluşturmak gayet mümkün. Ki gerçekten de yıllar boyunca bu esprili ifade ile aslında nasıl da gereksiz yere taraf olunduğu akıllarda kalmıştır. Çünkü geçmiş zamanın sağ-sol çatışması dönemlerindeki durumu hicveden bir cümledir bu.
 
          Olayı kutuplaştırmak istersek hemen farklı bir bakış açısı ile, karşı duvara farklı bir slogan yazabiliriz:
 
"Kahrolsun kuru fasulyeyi kucağına oturtarak kötü emellerine alet eden pilav ve yerli işbirlikçisi aşçılar."
 
          Olaylara tek pencereden bakmak yerine, farklı ve geniş pencerelerden bakanlar o fırçaları ellerine alıp duvara yazmaları için boya temin edenlerin oyununa gelmez. Düşünülmeli ki, o boyayı veren, oluşacak sonuçtan sağlayacağı faydayı elde etmek için bu slogana destek veriyor durumdadır.

Kuru fasulye ve pilav

          Ortadaki gerçekliği inatla ve 'ifade özgürlüğü' ya da 'düşünce özgürlüğü' veya 'demokrasi' gibi genel kabul gören değerleri istismar edercesine tek taraflı olarak çarpıtmak, iyi niyetli sayılamayacak, olumsuz tutumlardır. Ve kabaca tarif etmek gerekirse, kendini yeterince geliştirebilmiş, bilinçli insanlar 'at gözlüklü' bakış açısı değil, geniş ufuklu bakış açısı ile her olayı olabildiğince çok yönüyle değerlendirir ve kötü amaçlı manipülasyonlara alet olmaktan korunurlar.

          Ve mevcut duruma ya da olaya dair iyi niyetli tutum sergileyen örnek cümlelerin "et tırnaktan ayrılmaz" ya da "pilav kuru kardeştir" benzeri ifadeler olduğu yine iyi niyetli olan herkesçe tartışmasız kabul görür.


21 Nisan 2015 Salı

Telefon ve Bilgisayar Satın Alırken, Dikkat Edilecek Hususlar


Cep Telefonu, Tablet, Bilgisayar ve Yeni Nesil Yüksek Teknoloji İçeren Ürünler Satın Alırken ve Teknik Servise Bırakırken Dikkat Edilmesi Gerekenler


       Hayattaki bakış açımızı pozitif yönde şekillendirmek ve bardağa olumlu tarafından bakmak bizi daha mutlu kılıyor. Ancak acımasız kapitalist sistem gereği ne yazık ki ahlaki değerler iyice yozlaşmış durumda. Biraz fazla kar etme amacıyla, satın aldığımız her şeyin içine hile karıştırılıyor. Zaten alma niyetinde olup, bir anda ikna olmaya hazır olan müşteri, satıcının dediklerini doğru olarak kabul edip, bir anda alışveriş oldu bitti şekilde gerçekleşiveriyor.
 
       Buraya kadar anlatımdan sonra belirtmeliyiz ki, mutlaka herkes kötü niyetlidir diyemeyiz. Ama tanışıp arkadaşlık etsek kendini iyi ve dürüst olarak tanıtacak biri, iş böyle konuya gelince, adını 'ekmek parası' koyup her türlü kandırmacayı yapmaya son derece yatkın bir eğilimde. Çünkü satış işlerinin fıtratında kandırmaca ve eksik bilgilendirme var. Konu ortaya çıkar ve titiz bir alıcı olayın üzerine giderse, kimse suçu üzerine almayıp, mutlaka bahanelere sığınarak geçiştirmek isteyecektir.

       Satış yapan kişinin 'satış danışmanı' gibi havalı bir ünvanı olması bir şeyi değiştirmez. Onun işinin gereği sizi en doğu şekilde bilgilendirmek değil, elindeki ürünü ön plana çekerek, yine elinde bulunanı bir şekilde satmaktır.


       Cep telefonu, tablet, diz üstü bilgisayar, masa üstü bilgisayar ve teknolojisi hızla gelişen her türlü cihazın satış ve tamirini yapan yerlerin işi tamamen 'şunu buna uydur, bunu ona yuttur' anlayışında işliyor. Kenar köşede bir yerden alışveriş yaparsak zaten gidip ana distribütörle çalışmadıklarını bildiğimiz için, yutturmacayı baştan kabul ederek gitmiş oluyoruz. Açılıp kullanılmış bir telefonu jelatinine kadar yenileyerek sıfır diye satmak zaten onların mesleklerinin icabı. İade edilmiş bir dizüstü bilgisayar tahmin edersiniz ki çöpe atılmıyor. Ya da teşhir ürünü olarak kullanılan bir ürün ellerinde kalmıyor. Toplanıp düzeltilip, sıfır ürün diye ve sıfır ürün fiyatına satışa konuluyor. En güvenli görünen yerde bile, bu tür bir hile yapmayanına rastlayamazsınız.
 
        Teknik servis, bakım onarım işi yapanların mesleği de, o cihazı çalışır duruma getirmek. Eğer vicdanlı bir teknik servise denk gelirseniz, cihazın iyi durumdaki bataryasını daha kötüsüyle değiştirmeyecektir. Ya da orijinal sıfır parası ödeyerek değişmesini istediğiniz batarya iyi durumdaki bir cihazdan sökülmüş iyi durumdaki bir batarya olmayacaktır. Elinizdeki cihazı çalışır durumda görünce, arka planını sorgulamak aklınızın ucundan geçmediği gibi, bilmeniz de mümkün değil. Götürüp bir başka teknik serviste kontrol ettirmek isteseniz, birbirlerine ters düşmemek için bir tür meslek dayanışmasına gideceklerdir yüksek olasılıkla. Hatta ikinci bir risk almış olduğunuz için kendilerine arızası için gelen bir cihazın sorunlu parçasını sizinkiyle değiştirip, o kişiye sorunsuz teslimat yaparak onarım işini gerçekleştirmiş olmaları durumunun yedek parça sağlayıcısı mağdur kişi olmanız yüksek olasılıktır. O arızalı parçalar zaten teknik servislerin ekmek kapısıdır. İki gün sonra siz o arızalı parçanın çıkardığı sorun için gidip, böyle bir sorun var dediğinizde cihazınızı tamir için alıkoyup, bir başkasının cihazından söktüğü parçayı sizin cihazınıza takarak sizden sıfır yedek parça parası alacaklar ve döngü yine aynı şekilde devam edecektir. İşte aralarındaki meslek dayanışması da bu sebeple vardır. Aynı arızalı parça bu hafta bunda, diğer hafta öbüründe, sonraki hafta ötekindedir tamirat için.
 
 
       Bu işin fıtratında bu durumlar olduğu için, aynı kişiler babası olsa, yine aynı tutumu sergilerler. Sizin ona güvendiğinizi düşünmeniz, başınıza gelecekleri değiştirmez. Cihaz bu çarkın içinden geçtiyse, bir daha hiç bir şeyden emin olamazsınız. İyi olasılıkla cep telefonunuzun IMEI numarası bir başkasının telefonunu geçici olarak açabilmek amacıyla, bir köşeye kaydedilmemiştir.
 
       Bu durumda eğer titiz bir kişiysek, alışverişlerimizi bu işlere girme olasılığı daha az olan yerlerden ve tamir işlerimizi de yetkili teknik servislerinden yaptırmalı ve ama yine de yüksek bir güvende olduğumuzu düşünmemeliyiz. İşin içinde insan faktörü giriyor ve bilemediğimiz insanlara ve markalara güvenmek zorunda kalıyoruz. Hem de üç kuruş için her kandırmacanın döndüğü, şu acımasız kapitalist sistemde.
 
       Hiç olumlu bir bakış açısı değil ama hayatın gerçekleri öyle ki, elektronik cihazlarda gerek satış işiyle ve gerek onarım işiyle uğraşanlar aksini çok net olarak ispatlayamadıkları sürece en baştan güvenilmez kişilerdir. Neden? Çünkü 'şunu buna uydur bunu ona yuttur' işlerinin fıtratında zaten kandırmaca, bilgilendirmeme ve oldu bittiye getirme vardır.